Özel Bursa Teknoloji Fen Koleji

Blog

13.06.2021 3146  Ana İlk Orta Lise

İlkokulda Çocuğum

İlköğretim, anaokuluna gitmiş veya gitmemiş tüm çocuklar için yeni ve farklı bir sosyal çevredir. Çocuğun uyması gereken kurallar, oynadığı oyunlar ve sorumlulukları değişir ve çocuk bu değişime ayak uydurması gerektiğini anlamaya başlar.

Sorumlulukları değişirken çocuğumuz büyüdüğünün de farkına varır. Bu farkındalık her çocukta farklı tepkilere sebep olur. Örneğin, okulun ilk günü ağlayan, anneden ayrılmak istemeyen bir çocuk “ben daha büyümek istemiyorum” mesajını vermeye çalışıyordur. Kuralları, sorumlulukları, oyunlarının içeriği hızla değişmektedir.

Tüm bu değişimler zihninde, hayal gücünde belirsizliklere sebep olur. Nasıl ki karanlık bir odada ilk aşamada belirsizlik yaşar sonra ortama gözümüz alıştıkça içinde olduğumuz ortamı anlamlandırmaya başlarız, ilkokula başlayan çocuklarımız da öyle bir dönem yaşar. Anaokulu tecrübesi olsa dahi, değişimin sebebini merak eder, değişime ayak uydurmaya çalışır. Çocuğumuzun bu alışma döneminde yaşadığı zorluğu, onunla empati kurarak anlamaya çalışabilir, bu aşamada onlara sabır ve iletişimle yardımcı olabiliriz.

Çocuğumuzla konuşmalı, yaşanılan bu sosyal değişimin normal olduğunu anlatmalı, kendi ortamında ufak yönlendirmeler ile onu zihnen hazırlamalıyız. Oyun oynarken nesneleri kişileştirerek, gerçek hayat ile bağdaştırarak çok daha verimli sonuçlar alabiliriz.

Okul; çocuklar için başlı başına ayrı bir sosyalleşme kurumudur. Bain’in de söylediği gibi, “Çocuk, okula başladığı zaman, ya yaşamın ilk altı yılındaki başarılı sosyal etkileşimin ürünlerini toplar, ya da bu yıllardaki başarısız ilişkilerden dolayı güçlüğe uğrar.” Tam da bu noktada çocuğa doğru rehberlik edilmesi hayati önem taşır. Çocuk yeni sosyal çevresine uyumlanırken öncesinden getirdiği eksik ve yanlış öğrenmelerini doğrularıyla değiştirebilmesi için ona yol gösterilmelidir. Grup rehberliğinde, grup çalışmalarındaki uyumu sürekli gözlemlenmeli, yeri geldiğinde gerekli yönlendirmeler yapılmalıdır.

Okul ve aile; işbirliği içerisinde sosyal-duygusal gelişimi takip ederek kişiye özel yönlendirmelerle, çocuğun yaşadığı problemleri en az seviyeye indirebilir.

04.06.2021 3145  Ana İlk Orta Lise

LGS’DEN ÖNCE

Dinlenmek 
Bedensel zindelik için öğrencinin kendini yormaması oldukça önemlidir. Çok yorucu olmamak kaydıyla kendini iyi hissettiren aktivitelerle meşgul olmak onu psikolojik açıdan dinlendirecektir. Ayrıca aile içi sohbetlerde sınav konusundan mümkün olduğunca uzak durmak da öğrenciyi zihnen dinlendirecektir. 

Gerekli materyallerin hazırlığı 
Öğrenciler sınavdan önceki gece sınavda gerekli olacak malzemeleri bir poşet içinde kapıya yakın ve görülebilir bir noktaya koymalıdır. Bu sayede” sabah bir şey unutur muyum?” ihtimali ve kaygısı ortadan kalkacaktır. 

Sınav gecesi
Sınav gecesi uykunun normal seyirden farklılık göstermesi rastlanılabilecek bir durumdur. Gece öğrenci uyku sorunu yaşasa bile önceki günlerdeki uyku düzeni ve güzel bir kahvaltı ile enerjisi yerinde olacaktır.

Sınav sabahı 
Uzun sürecek olan sınavda acıkmamak için mutlaka önceki günlerle aynı olacak şekilde kahvaltı yapılmalıdır. Kahvaltıda daha önce yemediği bir yiyecek kesinlikle sunulmamalıdır. 
Öğrenciler sınav sabahında geç kalma kaygısı ile sınav salonuna çok erken gelebilmekte ya da sınav salonunda heyecan yapma kaygısıyla bilinçli olarak geç kalabilmektedir. Trafik ve evin yakınlık uzaklık durumunu düşünerek vakit ne çok erken ne de çok geç olacak şekilde ayarlanmalıdır.

SINAV ESNASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

  • Sınavda sıran sallanıyorsa, rüzgâr ya da güneş seni etkiliyorsa mutlaka gözetmene söylemelisin. (Sırana yerleştiğinde sınav boyu seni rahatsız etme riski oluşturacak bir durumla karşılaşırsan sınav başlamadan gözetmene iletmeye çekinme.)
  • Dökülme riskine karşı suyunu ve dezenfektanını masanın üzerine koymamalı; eğer varsa rafa, yoksa da yere koymalısın.
  • Sınavda bugüne kadar alışkanlık oluşturduğun dersten başlamalı ve ilgili dersin sorusunu bitirmeden başka bir derse başlamamalısın. (Örneğin matematik sorularını bitirmeden fen bilimlerine geçmemelisin.)
  • Sınav salonunda çevrendeki öğrenciler neler yapıyor diye bakınmamalı, sadece kendi sınavınla ilgilenmelisin. (Dikkatin dağıldığında boş alana ya da bir nesneye bakmak seni rahatlatır.)
  • Her sayfa başında süreye bakarak zaman yönetimini sağlayabilirsin.
  • Her soru bitiminde cevabını optiğe de işaretleyerek optik hatalarını önleyebilirsin.
  • Zorlandığın sorularla fazla zaman kaybetmemeli, turlama tekniğini uygulamalısın. (Turlama tekniğinde zorlanılan sorunun yanına bir işaret konarak diğer soruya geçilir ve tüm sorular bitince kalan sürede o soruya geri dönülür .)
  • Sınav sırasında bunalırsan kalemi bırakıp biraz rahatlamayı denemeli ve 4-7-8 nefes kuralını uygulamalısın. Dış etkenleri minimuma indirmek ve rahatlamak adına arkana yaslanarak gözlerini kapatmalı; 4 saniye nefesini içine çekmeli, 7 saniye tutmalı ve 8 saniyede nefesini vermelisin. Bunu rahatlayıncaya kadar sürdürmelisin.
  • İki alan arasında verilecek 45 dakikada arkadaşlarının yorumlarına takılmamalı sınavın devam etiğini unutmamalısın. Sözel alanla ilgili arkadaşlarınla kıyaslamaya gitmek seni strese sokabilir. Dolayısıyla bu 45 dakikanı geçmiş sınavı konuşarak harcamak yerine, lavabo ihtiyacını gidermeli, bahçeye çıkıp rahatlamaya çalışarak önündeki sınava hazırlanmak için kullanmalısın.
  • Sınav anında erken bitirenlere takılmamalısın. Herkesin soruyu çözme hızı farklılık gösterecektir. Bu durumda kıyaslama yapmamalı belli aralıklarla zamana bakmayı ihmal etmemelisin.
  • Sınav görevlisi sınav bitimine 15 ve 5 dakika kala sesli uyarıda bulunacaktır. İkinci uyarıdan sonra yani sınavın bitimine 5 dakika kala iki parmak kuralı ile optiğini kontrol etmelisin.

30.05.2021 3144  Ana İlk Orta Lise

Çocuklarda İletişimi Başlatıcı Sorular

Ebeveynler zaman zaman çocuklarıyla iletişime geçmekte zorlanabilirler. Bu durumda çocuğa kendisini iyi hissettirecek ve onu konuşmaya teşvik edecek sorulardan yardım alınabilir. Bazen bir soru uzun bir sohbetin başlangıcı olabilir. Bir soru sorulur ve sohbetin akışına göre iletişim devam ettirilir. Burada önemli olan çocuğunuzu gerçekten dinlemeniz ve fikirlerine önem verdiğinizi hissettirmenizdir.

İletişim başlatmak için aşağıdaki örnek sorulardan faydalanabilirsiniz.

📌Hayatının en mutlu günü hangisiydi? Ne oldu?
📌Dünyada bir şeyi değiştirebilecek olsan neyi değiştirirdin?
📌Kendinle ilgili bir şeyi değiştirebilsen neyi değiştirirdin?
📌Sence çok iyi bir gün nasıl olur?
📌Hayatında onsuz yapamayacağın şey nedir?
📌Hayatın boyunca izlediğin en iyi/ en sevdiğin film hangisi? Neden?
📌En çok hangi film karakteri olmak isterdin? Neden?
📌…. yaşında olmanın en kötü tarafı nedir?
📌…. yaşında olmanın en iyi tarafı nedir?
📌Büyüdüğünde hangi mesleği yapmak istiyorsun?
📌Sahip olduğun en değerli şey nedir? Senin için bu kadar özel olmasının sebebi nedir?
📌En çok ne zaman korktun?/ Korkuyorsun?
📌En iyi arkadaşların kimler? Onları en iyi arkadaşın yapan şeyler neler?
📌Eğer ünlü olsaydın, şöhretini diğer çocuklara rol model olmak için nasıl kullanırdın?
📌Nasıl yapılacağını öğrenmek istediğin şey ne? Sebebi nedir?
📌Bir kitap yazsaydın, ne hakkında olurdu?
📌Üç aile kuralı koyabilseydin bu kurallar neler olurdu?

23.05.2021 3143  Ana İlk Orta Lise

Deneme Sınavı Çözerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Sınava sayılı günler kalmışken sınava girecek öğrenciler için en etkili pratik yöntemi deneme sınavı çözmek olacaktır. Deneme sınavı çözerken sınavın bir provası yapılmış ve eksik konular tespit edilmiş olur. Deneme çözümünden sonra yanlış yapılan veya boş bırakılan sorular incelendiğinde, hatanın bilgi eksikliğinden mi, yanlış bilgiden mi yoksa dikkatsizlikten mi kaynaklandığını tespit etme fırsatı oluşur. Sınava kadar yapılacak çalışmalar bu tespitle şekillendirilir.  

Deneme sınav yapılırken aşağıdaki unsurlara dikkat etmek önemlidir.

  • Deneme çözmeye önyargısız, moral gücü yüksek ve özgüven ile başlanmalıdır.
  • Sınavda kaygı hissetmek doğal bir tepkidir. Hatta belli bir düzeyde kaygının öğrendiklerinizi hatırlamanıza faydası vardır. Bu nedenle telaş etmeye gerek yoktur. Kaygınızın arttığını hissettiğiniz anlarda burundan diyaframa (karın bölgesine) alınan derin bir nefes sizi rahatlatacaktır. İyi bir nefes alışverişi hem kaygınızı azaltacak hem de beyninize giden oksijeni artıracaktır.
  • Sınav uzun bir zaman dilimini kapsamaktadır. Sınav sırasında dikkatinizin dağılması kaçınılmazdır. Kendinizi dağınık bir dikkatle devam etmeye zorlamanız halinde soruları çözme şansınız azalacaktır. Bu sebeple sınav süresince; dikkatinizin dağıldığını ya da yorulduğunuzu hissettiğinizde 1-2 kez 60 saniyelik aralar vermek, zaman kaybı olarak düşünülmemelidir.
  • Çözülen her testte; kaydırma, yanlış kodlama veya yanlış cevabı işaretleme gibi klasik hatalar yapmamaya özen gösterilmelidir.
  • Soruları çözme hızı belirli aralıklarda kontrol edilmelidir. (Örneğin her 10 soruda bir süre kontrol edilebilir)
  • 3 yanlışın 1 doğruyu götürdüğü kesinlikle unutulmamalıdır.
  • Bir soru çözülemediğinde panikleyip zaman kaybetmek yerine, turlama tekniği kullanılarak soru işaretlenmeli ve diğer soruya geçilmelidir.
  • Karşılaşılan zor sorularla inatlaşıp zaman kaybedilmemelidir. Çünkü zor soruyu yapan değil çok soru yapan sınavı kazanır.
  • Sayısal bölümde soruları çözerken kesinlikle kafadan işlem yapılmamalıdır. Problem çözülürken mutlaka yazarak çözülmeli; cevaplar kontrol edilmelidir. Özellikle sık sık işlem hatası yapan öğrenciler, bu öneriyi mutlaka dikkate almalıdır.
  • Sınav, kesinlikle süre dolmadan bırakılmamalıdır. Son dakikaya kadar süre kullanılmalıdır.
  • Sınavlarda çevrenizdeki kişilerin, hangi testi çözdüğü, kaç soru cevapladığı sizi ilgilendirmemelidir.  Bu, dikkatinizi dağıtabilir ve moralinizi bozabilir.
  • Her denemenin sonunda doğru, yanlış ve boş sorular kontrol edilmelidir. Eksikler tespit edilip tamamlamaya yönelik çalışılmalıdır.

16.05.2021 3142  Ana İlk Orta Lise

Uzun Soru Zor Soru Değildir!

Öğrenciler genelde uzun sorulardan çekinirler. “Uzun soru, zor sorudur” şeklinde yanlış bir yargı vardır. Oysa soru kökünün veya soru metninin uzun oluşu daha fazla ipucu anlamına gelir. Bu nedenle uzun metinli sorular daha kolay çözülebilen sorular olarak algılanmalıdır. Sorularda doğru cevabı bulmak için test çözme tekniklerini iyi bilmek gerekir.

Test çözmede gerekli olan unsurlar:  “BİLGİ-YORUM-HIZ”

BİLGİ: Test çözmede en önemli aşama konunun iyi öğrenilmesi ve belli aralıklarla tekrar edilerek pekiştirilmesidir. Konuyu iyi bilmek test çözme tekniğinin temelini teşkil eder.

YORUM: Öğrenilen ve pekiştirilen bilgi hakkinda düşünce geliştirme veya bilgiye farklı açılardan bakabilme gücünü ifade eder. Test çözme tekniğinin geliştirilmesini sağlar.

HIZ: Kazanılan bilgiyi ve edinilen yorum gücünu kullanarak zaman kısıtlaması içinde sonuca ulasmak icin gereklidir. Hız, test çözerken zamanı etkin bir biçimde kullanmamıza yardım eder.

 

Test Çözerken Dikkat Edilmesi Gerekenler:

  • Test çözmenin etkili bir öğrenme süreci olduğu bilinmelidir.
  • Mümkün olduğunca farklı kaynaklardan yararlanılmalıdır.
  • Yeni konularla ilgili test çözerken kolaydan zora doğru gidilmelidir.
  • Belirlenen surelere (sözel alanda 1 soru için 1,5 dakika, sayısal alanda 1 soru için 2 dakika) bağlı kalmaya özen gosterilmelidir.
  • Test çözerken ezberden kaçınmalı, soruları anlayarak ve yorumlayarak çözmeye çalışmalıdır.
  • Soru kökü dikkatli okunmalı, soruda ne istendigi iyi anlasilmalidir. LGS’de muhakeme, yorum ve kavrayış gücünün ölçülmeye çalışıldığı unutulmamalıdır.
  • Soru köklerindeki olumlu ve olumsuz ifadelere cok dikkat edilmelidir.
  • Soru anlaşılmadan, tamami okunmadan şıklara geçilmemelidir.
  • Bütün şıklar okumadan cevap işaretlenmemelidir. Doğru  cevap diğer şıklarda olabilir.
  • Test çözerken cevap şıklarında kisisel görüş değil soruda istenilen doğru cevap aranmalidir.
  • Bazen 4 yanlışı bulmak bir doğruyu bulmaktan daha kolaydır. Gerekirse yanlış şıkları eleyerek doğru cevaba ulaşma yontemi denenmelidir.
  • Bilgimizin yetersiz oldugu soruları boş bırakma alışkanlığı kazanılmalıdır.
  • Soru çözümünden sonra yanlış yaptığımız, boş bıraktığımız soruları inceleyerek hatanın bilgi eksikliğinden mi, yanlış bilgiden mi yoksa dikkatsizlikten mi kaynaklandığını tespit ederek çalışmaya buna göre yön verilmelidir.

09.05.2021 3141  Ana İlk Orta Lise

Evimizde Bayram Havası Essin…

Tüm insanlık olarak, içinde bulunduğumuz pandemi sürecinin yıkıcı etkilerini sadece sağlık değil birçok alanda tecrübe etmekteyiz. Bunlardan belki de en önemlisi pandeminin toplumsal etkileridir. Salgın; insanları "sosyal mesafe"ye mecbur bırakarak toplumların ortak bilincine, manevi kültürel değerlerine ağır hasar vermektedir. Toplum olarak bu hasarı en çok "birlikte" kutlamaya alışkın olduğumuz bayramlarımızda hisssediyoruz. Bir yılı aşkın süredir bu günlerimizi değerlerimizden çok uzakta, “bayram tadı” olmadan yaşadık, yaşıyoruz. Ancak tüm olumsuzluklara ve engellere rağmen biz ebeveynler olarak; bu kıymetli  mirası çocuklarımıza aktarmak, onları bu değerlerle tanıştırmakla yükümlüyüz. Bu amaçtan hareketle sevdiklerimizden ve büyüklerimizden ayrı olsak da evlerimizde bir bayram havası estirerek bugünleri çocuklarımızın anılarına "bayram" olarak ekleyelim.

Öneriler:

  • Bayramdan bir gün önce yarının bayram olduğunu çocuklarımıza hissettirelim, bunu yaparken heyecanlı ve hevesli olalım. Çocuklarımızla birlikte bayram için küçük ön hazırlıklar yapalım.
  • Evin içerisinde olsak dahi kendimize özen gösterelim, aile üyelerimizle bir araya gelmeden önce güzelce giyinelim, hazırlanalım, hatta çocuklarımıza “bayramlık kıyafet” havasını yaşatalım.
  • Bayram sabahı ailece oturduğumuz, özenle hazırlanmış bir "bayram sofrası" mutlaka olsun; bu masanın hazırlık aşamasına çocuklarımızı da dahil edelim.
  • Bayramlaşma ritüelimizi atlamayalım, kendi ailemiz içinde küçük hediyeleşmelere yer verelim.
  • Büyüklerimizi mümkünse görüntülü arayalım, onlarla telefonla da olsa bayramlaşalım. Çocuklarımıza, böyle günlerde “hatırlanmanın” onlar için ne kadar değerli olduğundan bahsedelim.
  • Çocuklarımıza eski bayramlardan, o bayramların coşkusundan, böyle günlerde bir ve beraber olmanın öneminden söz edelim. 

Bayramımız BAYRAM olsun…

02.05.2021 3140  Ana İlk Orta Lise

Çocukların Gelişim Dönemlerine Göre Ebeveynler İçin İletişim İpuçları

Çocuklarımızın büyüme sürecinde, her bir gelişim döneminin kendine has özellikleri ve ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçların en temellerinden biri iletişimdir ve bu ihtiyacın karşılanması çocuklarımızın sağlıklı gelişimini önemli derecede destekler.

İlk Yıllar (0-6 Yaş)
📌Çocuklarımızla iletişim kurarken sevecen bir dil ve yalın bir ses tonu kullanalım.
📌Araştırma, deneyimleme, keşfetme ve öğrenme arzusunun önünü açalım.
📌 Oyun oynamanın bu yaş grubu için hayatı deneyimlemek olduğunu unutmayalım, oyunu öğretme metodu olarak da kullanalım.
📌Hayal gücüne dayalı; açık uçlu oyunlara ağırlık verelim.
📌Öğrenmede şarkı, ritim ve tekrarın gücünü kullanalım.
📌Öz bakım becerileri ile tanıştıralım ve bu becerileri deneyimleyip, güçlendirmesine olanak sunalım.
📌 Soru-cevap metodu ile konuşmaya teşvik edelim.
📌 Basit seçimler yapmasına ve fikirlerini ifade etmesine izin verelim.
📌Yetişkinlerinin yardımı ile, duygularını ifade edebilen, öfkesine ve korkusuna hakim olabilen, zor durumlarla başa çıkabilen yaşıtı örneklere vurgu yapalım.

Orta Yıllar (7-10 Yaş)
📌Okul sürecini, ilginç beceri ve yetenekler geliştirmek için bir fırsat olarak sunalım.
📌Görsel-işitsel espriler, bilişsel sınamalar (zeka oyunları vs.) gibi stratejiler kullanalım.
📌Etkileşimli problem çözme ve eleştirel düşünmeye yer verelim.
📌Nezaket, çatışma çözümü, diğerleriyle ilgilenme gibi sosyal eylemleri örnekleyelim.
📌Sosyal adalet, öfke, ölüm, engellilik gibi hassas konularla tanıştıralım ve sağlıklı baş etme yöntemleri geliştirmelerine destek olalım.
📌Yüksek manevi değerlere sahip, güçlü, olumlu yetişkin ve çocuk rol modelleri örnekleyelim.

Erken Ergenlik Yılları (11-14 Yaş)
📌Farklı dünya görüşlerini, kanaatleri ve bakış açılarını gösterelim.
📌 İçinde bulundukları yaş grubuna özel meselelerden konuşalım. (şiddet, akran zorbalığı, arkadaşlık, ayrımcılık, bağımlılık vb.).
📌Öğretici bir dil yerine saygılı bir dil kullanalım.
📌Bir birey olarak kendisini önemsediğimizi, fikirlerine saygı duyduğumuzu hissettirelim.
📌Baskıcı olmaktan ziyade anlayışlı ebeveyn olmaya çalışalım.
📌 Kurduğumuz iletişime mizahı ve yenilikçi bakışı dahil edelim.

25.04.2021 3139  Ana İlk Orta Lise

Çocuklarla Doğru İletişim

İnsan dünyaya geldiği ilk andan itibaren iletişime ihtiyaç duyar ve ilk iletişim kurduğu kişiler de  ailesidir. Bir birey, bebeklik ve erken çocukluk döneminde neredeyse her şeyi ailesi aracılığıyla öğrenir ve iletişim kurma becerisi de bunlardan biridir. Çocukların ailelerinden öğrendikleri iletişim biçimi, ilerleyen yaşlarda çevreleriyle kuracakları ilişkinin de niteliğini belirler. Dolayısıyla çocuklar büyürken onlarla kurduğumuz iletişim; üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir noktadır.

Nasıl Olmalı?

1)Çocuklarımızı dinliyormuş gibi yapmayalım, dikkatle dinleyelim ve bunu onlara hissettirelim. Dinlendiğini bilen çocuk; kendisini önemli ve değerli hissedecek, kendisine ilişkin olumlu bir benlik duygusu geliştirecektir.
2) Onları dinlediğimizi belli eden geri dönüşler verelim. “Evet, seni anlıyorum” vb. gibi. Ayrıca bahsettiği konuyla ilgili sorular sorarak ya da fikrimizi söyleyerek konuşmanın tek taraflı olmadığını gösterebiliriz.
3) Çocuklarımızla konuşurken mutlaka göz teması kuralım. Bunun için onu kucağımıza alabilir ya da onun seviyesine inebiliriz. 
4) Çocuklarımız konuşurken sözünü kesmeyelim. Söyledikleri yanlış ya da anlaşılmaz olsa dahi onu sonuna kadar dinleyelim.
5) Çocuğa olumsuz bir eleştiri yapacak veya bir yanlışı ile ilgili uyaracaksak, özgüveninin kırılmaması için önce onun olumlu yönlerine vurgu yapalım.
6) Çocuklarımızla iletişim kurduğumuz sırada kullandığımız dilin, onların anlayabileceği nitelikte “çocukça” olmasına dikkat edelim.
7) Çocuklarımızla iletişim kurarken onlara olan sevgimizi söz ve hareketlerimizle belli edelim.

18.04.2021 3138  Ana İlk Orta Lise

Çocuklarda Tik Davranışı

Kontrol edilemeyen, amaca yönelik olmayan, istem dışı, düzensiz bir şekilde tekrar eden, karmaşık ya da basit hareket ve seslere “tik” adı verilir. Tik davranışı yaşamın her döneminde görülebilir olmakla beraber; sıklıkla çocuklarda, özellikle 7-12 yaş döneminde görülür. Tik davranışı geçici ve kalıcı olmak üzere ikiye ayrılır. Geçici tikler genelde dönemsel bir stresöre bağlı olarak gelişir, bir yıldan daha kısa sürer ve çoğunlukla çocukluk döneminde ortaya çıkar. Kalıcı tikler ise bir seneyi aşkın bir süre devam eden tiklerdir ve bir uzman desteği gerektirir.

Neden Oluşabilir?

  • Genetik bir geçiş,
  • Çocuğun yaşantısında baş edemediği bir stres ve kaygı durumu,
  • Ebeveynler tarafından aşırı kontrolcü- baskıcı bir tutum,
  • İlgi ve sevgi yetersizliği,
  • Çocuğun davranışlarına karşı sürekli bir müdahale ve olumsuz eleştiri,
  • Çocuğun bireysel yeterliliğinin üzerinde bir beklenti,
  • Akran ve kardeşleriyle sürekli bir kıyas,
  • Aile içi çözülemeyen problemler,
  • Çocuğa kaygı veren, güvensiz bir ortam,
  • Kardeş kıskançlığı vb. durumlar var ise çocuklarda tik davranışı görülebilir.

Ebeveynler Ne Yapabilir?
Tik davranışı gösteren çocuğu sürekli olarak bu davranış hakkında uyarmak, çocuğun dikkatini o davranışa çekeceğinden; çözüm olmak yerine alışkanlığı pekiştirip sıklığını arttırabilir. Böyle durumlarda çözüm çocuğun davranışına müdahalede aranmamalıdır. Çocuğu bu davranışı yapmaya iten sebebi tespit edip onu ortadan kaldırmaya çalışmak, çocuğun dikkatini dağıtacak başka bir işle meşgul olmasını sağlamak, davranışın hangi zaman dilimlerinde ortaya çıktığını takip edip ona yönelik çözüm üretmek tik davranışının azalmasında etkin rol oynayacaktır.

 KVKK Aydınlatma Metni   Ziyaretçi Açık Rıza Metni   KVKK Politikası 
Mersis No:0605005002500092
Yüklendiğimiz vazife ne kadar zahmetli olursa, ruhumuzu o nispette eğitir ve yüceltir. Andre GIDE